En Pratik Şekerpare…

Pratik Şekerpare Şerbetli tatlılarla hiç aram yok, ama şekerparenin ayrı bir yeri var doğrusu. Hamur tatlılarının en şekerini zaman zaman canımın çektiğini, olsa da yesek dediğimi bilirim. Siz de arada diyorsanız bu tarifi deneyebilirsiniz.   Continue reading →

Beyaz Peynirli Roka Salatası…

Roka Salatası Salata deyince aklınıza sadece ot karışımı gelmesin. Bana göre yemeklerin yardımcısıdır ama ideal bir diyet öğünü olarak da görebilirsiniz. Ana yemeğin yanında yenecek, farklı otlar, sebzeler ve baharatlar bir araya getirilip harika lezzetler ortaya çıkartabiliriz. Çok kolay yapıldığı düşünülse de sosu ve içindekiler o kadar önemli ki, salatayı çok lezzetli veya yenmeyecek kadar lezzetsiz yapabilirsiniz. Sofralarınızda salatanın eksikliğini hissetmeyin, üşenmeyin ve salatanızı yapın derim.

Continue reading →

Sade Sarımsaklı Domates Sosu…

Domates Sosu Hayatınızda “olmazsa olmaz” olması gereken mükemmel sebze domates olsa gerek.  Menşeinin Amerika kıtası olduğu bilinen ve çok yendiğinde alerji yapabildiği doğru olan domatesin festivali bile var. İspanya’nın doğusundaki Valencia kentinde 69 yıldır devam eden bir gelenek bu festival. “Domates Savaşı” festivalinde, insanlar birbirlerine domates fırlatarak 2 saat geçiriyorlar ve eğleniyorlar, benimse o festivali her gördüğümde içim acıyor. Domateslerin yenmesi gerekiyor, birbirlerine atılması değil. Bu domates sosunu  makarnanın, patates kızartmasının, biber kızartmasının  veya her türlü kızartmanın yanında yiyebilirsiniz. Bu Cuma gününde, haftanın yorgunluğu üzerinizdeyken ve dolabınızda hiç yemeğiniz yokken “Bir makarna yapsak yeter” dediğinizde, makarnanızın yanına bu sosu yapmayı unutmayın lütfen…   Continue reading →

Gerçekten Hünkar Beğendi..

Hünkar Beğendi Hünkar gerçekten beğenmiş. Bu yemeğin adının ilginçliği,  ilginç hikayesinden geliyormuş. Hikaye şöyleymiş… Osmanlı padişahı Abdülaziz 1867 yılında Fransa’yı ziyaret eder. Buna karşılık İmparator III. Napolyon ve eşini de kendi sarayına davet eder. Ancak III. Napolyon bu davete katılamaz ve eşi İmparatoriçe Ojeni yanına kendi aşçısını da alarak 1869 yılında saraya gelir. Bu lezzet de, Beylerbeyi sarayında, III. Napolyon’un karısı İmparatoriçe Ojeni’nin Fransız aşçısı ile Osmanlı padişahı Abdülaziz zamanındaki Türk aşçılarının birlikte yemek yaptıkları sırada, Fransız aşçının yaptığı beşamel sos ile bir Türk aşçının yaptığı patlıcan ezmesini karıştırmaları ile ortaya çıkmış. Hazırladıkları bu yemeği önce kendileri tatmışlar ve beğenmişler, daha sonra da bu yemeği hazırladıkları kuzu eti yanında Hünkarlarına sunmaya karar vermişler. Hünkar da beğenince adı “Hünkar Beğendi” olmuş. Hayalleriniz yıkılmasın ama bu yemek Hünkar için özel hazırlanmış bir yemek değil, tesadüf eseri ortaya çıkmış harika bir lezzetmiş.
Continue reading →

Yaz Gelince Sofralara Domates Soslu Biber Kızartması da gelir..

Domates Soslu Biber Kızartması Havalar ısınınca, yaz gelince sofralar şenleniyor bana göre. Kabak, patlıcan, domates, biber, taze fasulye sofralarda yerini almaya başlayınca, sofralarında hayat bulduğunu düşünürüm. Yaz sofraları bana hep daha çekici gelmiştir. İlk aklıma da mis gibi domates soslu biber kızartması geldi. Kışa hazırlık aşamasında yapılan domates konserveleri ve dondurucudaki biberler suyunu çekmeye başladı. Neyse ki yaz geliyor, havalar ısınıyor ve sağlıklı ve hormonsuz şekilde domates, biberleri ve diğer yaz sebzelerini yemeye başlıyoruz. Biber kızartmasını her öğün yiyebildiğimi fark ettim. Kahvaltım da beyaz peynirimin arkadaşı, öğlen yemeğimde belki tek başına, akşam soframda sarımsaklı yoğurt ile her türlü yemeğin yanına harika bir meze olarak. Bana göre tabi ki acı olan biber kızartması sadece akşam yemeğinde olur, ve acı yiyebilenlerin gözlerindeki ışıldama da hemen fark edilir. Ben genellikle acısız yapmayı tercih ediyorum, çünkü herkesin acı ile arası iyi değildir.  Bu yaz sofralarımızdan biber kızartması eksik olmasın. Continue reading →

Aklımız Rahat Edemiyor Bari Midemiz Lazanya ile Bayram Etsin..

Bolonez Soslu Lazanya Gazete okuyorsanız, haber programlarını takip ediyorsanız, bir de internet kullanıcıysanız, az çok fikir sahibiyseniz, eğitiminiz de varsa ülkenizde olan bitenlere, çevrenizdekilerin verdikleri tepkilere, gittiğiniz her yerde, bulunduğunuz her mekandaki konuşmalara kayıtsız kalmanız imkansız. Bir ay süre ile ülkedeki siyasi olaylar sebebiyle, kendi geleceğimin hatta ailemin geleceğinin tehdit altında bulunduğunu düşündüğüm, “Ne olacak bu ülkenin hali?” diye kendi kendime sorup durduğum her dakikamda, “blogumu boşlamak” diye tabir ettiğim ama aslında “içimden gelmediği” için ve hayatımızın orta noktasına oturmuş olan siyaset yüzünden blog yazmaya ara vermiştim. Ne varki ortalık durulsun, seçim sonuçları kesinleşsin, Twitter ve Youtube açılsın, hepimizin üzerindeki gerginlik atılsın diye beklemekten yorulduğumu fark ettim. “Hayat devam ediyor” sloganıyla bu aralar hiçbirimizin ilgisinin olmadığını, zaman zaman içimizde “umut” yeşerdiğini sonra da içimizi bir karanlık kapladığını tahmin ediyorum. “Ama” ile başlayan cümleleri sevmememe rağmen, “Ama” kelimesinin öncesinde söylenen her kelimeyi ve anlamını “SIFIRLADIĞINI” düşünmeme rağmen şimdi size kocaman bir “AMA” demek üzereyim. AMA, bu yaptığımızın bizi tükettiğini, hayatın gerçekten devam ettiğini ve olayların hayat akışını değiştirmemesi gerektiğini, hatta aktif rol alma çabalarında bulunmamız gerektiğini, çalışmaktan ve üretmekten hiçbir zaman vazgeçememek gerektiğini düşünüyorum. Olan her olayı, her haberi takip ederek yanında artık tiyatro, sinema, yemek, kitap, müzik, spor, şarkılar ne varsa sosyal hayatımızı oluşturan her türlü faktörü paylaşmak ve herkesin paylaşmasını istiyorum. Açıkçası biraz rahatlamak istiyorum. Aklımız rahat edemiyorken biraz midemiz bayram etsin dedim, bence Bolonez Soslu Lazanya bu görevi büyük bir keyifle kabul eder. Continue reading →

Acılı Kasarlı Mantar.. Söylemesi benden.. Yemesi sizden..

Acılı Kaşarlı Mantar Başlığa bakıp da acıyı sevmeyenler lütfen siz de okuyun ve tarifimi es geçmeyin. İsterseniz acısız da yapabilirsiniz, acı oranı kesinlikle size bağlı, ama benim tavsiyem acılı yenmesi tabi ki. Acının yemeklere verdiği tat da göz ardı edilmemeli. Acıyı herkes sevmez. Gözleri yaşartır, gözlerin fal taşı gibi açılmasını sağlar ve hatta önceleri inanamasam da bazı kişilerde burun akıntısına dahi sebebiyet verdiğini gözlerimle gördüm.  “Nasıl ya acı böyle mi yapıyor?” dediğimi hatırlıyorum.  Ama acıyı seven de öyle bir sever ki büyük bir zevkle yer. Sanki acıya karşı duyarsızlaşırmış gibi “Ağızlarında teneke varmışçasına” en acıyı isterler. Hadi biraz ağzımı yakalım, gözlerimizi yaşartalım, acı yiyelim… Continue reading →

Copyright © 2017 www.ladyskitchen.com. All Rights Reserved.  WP Plugin